E-mail: Şifre:
Şifremi
unuttum
Facebook'la giriş yap
Giriş | Kaydol
Köşe Yazarlarından Yazılar / 2001 'teslimiyetimizin' üstünden tam 10 yıl geçti!
Resim Yiğit Bulut
21.02.2011
2001 'teslimiyetimizin' üstünden tam 10 yıl geçti!
10 yıl önce bir şubat sabahı "küresel-yerel" yerleşiklerin ağına düşürülen Türkiye, "gecelik 7500 faiz" verdiği bu "doymazlara" karşı son nefesini vermek üzereydi... Başbakan Ecevit çaresizdi, hastaydı ve "nedeni nasılı hâlâ bilinmez" bir şekilde hastane odalarında "halsiz" ve baygındı... Türkiye'yi "boyunduruk altına almak isteyenler" kararlıydı, finansal prangayı vuracaklar, 1854'ten itibaren başlattıkları, 1946'da pekiştirip 1980'de "sağlamlaştırdıkları" süreci kesin teslimiyetle bitireceklerdi... Çok ama çok az kalmıştı. Onların izni olmadan Kıbrıs'a çıkan Başbakan Ecevit, "içeride yaratılan dalgalar" ile "etkisizleştirilmiş", Merkez Bankası "kontrolleri" altına girmiş, medya uzantıları "algılamada" tam hâkimiyeti sağlamıştı... Türkiye "tam teslim olmalıydı", yoksa onların medyasına göre "kesin batardı"! Sevgili dostlar, Türkiye, böyle bir ortamda, "tam sırtı yere vurulmuş" halde, "küresel yerleşiklerin Türkiye'ye gönderdikleri uç valisine" teslim edildi! İçerideki yerleşikler "aldıkları yüksek faiz, kopup giden dolarda sağladıkları rant" ile çıldırmışlar, elde tuttukları basın organlarıyla "havai fişek" gösterileri yapıyorlardı... Türk halkını "IMF'ye tam teslim olmazsanız" sopasıyla da korkutmayı asla ihmal de etmiyorlardı. Sonuç: Türkiye, 2001 Şubat-Mart döneminde "küresel-yerel" yerleşikler tarafından tam olarak teslim alındıktan, 2003'te Süleymani-ye'de "çuval geçirilerek" bu teslim alınma pekiştirildikten ve en önemlisi 2007 yılına kadar "bu prangadan tam olarak kurtulamamasına" rağmen bugünlere geldi. 2001 krizine bir de böyle bakın! 2001 krizi, son 200 yılın en önemli "olayıdır", orada bak -masını görenlere çok ipucu var! Akıl tutulması değilse 'Ergenekon' faaliyetidir! DİYORLAR ki; Ergenekon diye bir yapı varsa, bunun "medya uzantılarını" ispat edin! Nasıl yapmak gerekiyor; tam manşet atarken suçüstü mü yapılacak? Sevgili dostlar, her yazımda düştüğüm önemli notu tekrar ederek, "Ergenekon'un medya uzantıları nasıl bulunabilir"e bir örnek vereceğim. Bütün yazılarımda kullandığım "Ergenekon" kelimesi "örgüt" değil "ruh" anlamında geçiyor. Bu ruhun "örgütlenip örgütlenmediği" yargıya yansımış bir soru ve cevabını bekliyoruz... Ergenekon'un "ruhunun tezahürüne" gelince... En bariz örnek önümüzde duruyor; bir ülkede 550 milletvekilinin bulunduğu bir Meclis'te 411 vekil "evet" demişse ve o ülkedeki bir basın organı "bu iradeyi", "411 el kaosa kalktı" algılaması içinde servis ediyorsa; bu servis bir "Ergenekon" faaliyetidir! Daha net yazayım; bu manşet akıl tutulması değilse "Ergenekon ruhunun" tezahürüdür! Sonuç: Ergenekon'un ne olduğunu anlamaya çalışırken "ruhunu" kavramaya ve o "ruhu yaratıp" kullananların özellikle 1980 sonrası "attıkları adımlara" ve "sebep-sonuç" ilişkilerine odaklanın lütfen. Çok önemli detayları göreceksiniz!
Yiğit Bulut