E-mail: Şifre:
Şifremi
unuttum
Facebook'la giriş yap
Giriş | Kaydol
Köşe Yazarlarından Yazılar / Ekonomi ve Seçimler
Resim Eser Karakaş
30.03.2011
Ekonomi ve Seçimler
AK Parti’nin 2003-2007 yönetimi çok açıdan başarılı bir dönem idi. Bu dönemde ortalama büyüme oranı yüzde yediyi aşmış iken, siyasette büyük adımlar atılmış, AB ile senelerdir sürünen ilişkiler tam üyelik müzakerelerinin açılması ile sonuçlanmış idi. Bu dönemin sonunda yapılan 22 Temmuz seçimleri de AK Parti’nin yüzde 47 oranında oy alması ile sonuçlandı. Bu sonuçta 27 Nisan muhtırasının, siyasi reformların payı vardır ama tamel belirleyici hiç kuşkusuz ekonomi, büyüyen ekonomi olmuştur. 2007-2011 dönemi de ilginç bir dönemdir; siyasi reformlar, özellikle AB süreci rölantidedir ama Ergenekon ve Balyoz davaları ile yetersiz ama gerekli anayasal değişiklikler yine bu döneme ilişkindir. Ekonomide ise çok büyük bir küresel krize rağmen, 2009’daki çöküş dışında, büyüme sürmektedir. Büyüyen ekonomi kaybettirmez 2007 seçimlerine giderken, AK Parti’den nefret eden dostlarıma, böyle bir ekonomik tablo ile seçime giren bir iktidarın seçim kaybetmesinin mümkün olamayacağını söylemiş, o arkadaşlar da çok kızmışlar, büyümenin hormonlu olduğu gibi ne anlama geldiğini hiç anlayamadığım itirazlarda bulunmuşlar idi. AK Parti 12 Haziran 2011 seçimlerine yine başarılı bir ekonomik tabloyla girmeye hazırlanıyor. 2010 büyüme oranları hala açıklanmadı ama yüzde dokuz gibi bir büyüme oranı bekleniyor; arkasında böyle bir büyüme oranı ile seçime giren bir partinin seçim kaybetmesi adeta imkansızdır. Ocak ayı cari açık büyüklüğü, bazılarına olumsuz gibi gözükebilir, aynı zamanda büyümenin sürdüğünün bir işaretidir; Haziran’a kadar büyüme yavaşlayabilir ama siyaseten sorun çıkarabilecek noktalara gelmesi kolay değildir. Herşeyin başı mali disiplin 2011 senesinin ilk iki ayında merkezi bütçenin iki milyar TL fazla vermesi de iktisadi performansın hem nedeni hem de sonucudur; mali disiplinin sürmesi hatta daha da artması ulusal ve uluslararası piyasalara çok önemli bir istikrar sinyali üretmekte, cari açığın, tedbirli ve ölçülü olalım, şimdilik bir sorunla karşılaşmadan finanse edilmesini sağlamakta, ama aynı zamanda yüksek büyüme vergi gelirlerini, özellikle hazineye çok az gecikme ile giren dolaylı vergileri arttırarak mali disipline destek sağlamaktadır. Cari açık, finanse edilebildiği ölçüde sorun oluşturmayacaktır; bu alanda yaşanan ve önemli gördüğüm olumsuzluk cari açığın finansman kalitesinin düşmesidir. 2006 senesinde doğrudan yabancı yatırımların cari açığı finanse etme oranı yüzde elliyi bulmuş iken bugün bu oran, yani cari açığın nitelikli finansman oranı çok aşağılara düşmüş, yüzde ona yaklaşmıştır. Cari açığın finansmanı demokrasidir Seçimlere kadar dış piyasalara yönelik üretilecek hukuk devleti ve demokrasi sinyalleri bu açıdan çok önemlidir zira küresel olarak dört trilyon dolar mertebesine çıkmış bulunan egemen fonların en azından yüzde birini (kırk milyar dolar) çekmek ve açığı daha nitlikli finanse etmek ancak böyle mümkün olacaktır. Cari açığın nitelikli finasmanı yani doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının artması yani hukuk devleti iyileştirmeleri ile ihracat artışı atbaşı gitmelidirler; başka bir yazıda değinmek gerekecek, en büyük sıkışma da buradadır. 'Herkes Bu Eğitimlerin Peşinde!'
Eser Karakaş